Ekim 2011 | Tüketicilerin geçmişte satın aldıkları ya da gelecekte satın almayı düşündükleri malların maksimum değerinden faydalanmak için daha önce hiç bu kadar çok fırsatı olmamıştı. Bu bültende yaklaşan yoğun günler öncesinde, yaratıcı projelere esin kaynağı olabilecek bir çok fikir bulacaksınız.

RECOMMERCE

Akıllı tüketiciler için 'ürünüleri bir süre kullandıktan sonra satmak' neden alışverişin yeni adı haline geldi.

Daha önce yayınladığımız GENERATION C(ASH), C(ONTENT), SELLSUMERS ve OWNER-LESS başlıklı Trend Briefing’lerimizde, (markaların üretimine ve tüketicilerin tüketimine dayalı) ‘eski’ tip tüketim modelinin yerini çok çeşitli yeni modellere bıraktığından söz etmiştik.

Şimdi de size tüketicilerin sahip oldukları malların değerini maksimize etmesiyle ilgili bir trend sunuyoruz:

RECOMMERCE | Tüketicilerin geçmişte yaptıkları alışverişlerin mali değerini geri kazanması* hiç bu kadar kolay olmamıştı. Yeni türeyen geri satın alma ve takas programları, online platformlar ve mobil pazar yerleri, ‘ellerindekini verip, daha üst bir modelin fiyatından düşürerek daha yeni bir modeli satın almak’ isteyen, bütçeleri üzerindeki baskıyı azaltma peşinde ve/veya çevre koruma ya da etik motivasyonlarla hareket eden tüketiciler için akıllıca ve pratik seçenekler sunmakta.

Hatta, RECOMMERCE trendi artık tüketicilerin ilk satın alma kararlarını bile etkiler hale gelmiş durumda. Tüketiciler önceden sadece araba ya da ev satın alırken yaptıkları gibi, artık çok daha fazla sayıda ürün için, ürünün ikinci el satış değerini, toplam sahip olma maliyetini etkileyen bir faktör olarak değerlendirmeye başladı.

RECOMMERCE fenomeninin ardında yatan üç önemli faktör şunlar:

  1. NEXTISM: Tüketicilerin her daim 'en son' çıkan ürün ve hizmetlerin vaat ettiği yeni ve heyecan verici deneyimleri yaşamak için can atıyor olmaları.
  2. STATUSPHERE: Bilinçli (ve çevre duyarlılığı taşıyan) alışverişin bireylere her geçen gün daha çok statü sağlıyor olması.
  3. EXCUSUMPTION: Nakit sıkıntısı içindeki tüketicilerin yaratıcı çözümleri sarılması. 
* Tüketiciler ev, araba gibi büyük ve dayanıklı malları her zaman alıp satmıştır. Ancak şu anda, neredeyse hemen herşey tekrar satılmaya uygun bulunmakta; elektronik aletlerden giysilere ve hatta deneyimlere kadar. İlerleyen bölümlerde bundan daha fazla söz ediyor olacağız.

1. NEXTISM

Günümüzün EXPECTATION ECONOMY (DENEYİM EKONOMİSİ) yaptığı her alışverişte ‘iyinin de en iyisini’ satın alma beklentisi içinde olan bir tüketici sınıfının doğmasına neden oldu. Bu talepkâr tüketiciler BURADA-VE-ŞİMDİ trendinin etkisi altında ve mümkün olduğunca çok sayıda deneyim yaşamak ihtirasına kapılmış durumdalar.

Tüm bu faktörler bir arada düşünüldüğünde, yeni ürün ve hizmetlerin cazibesinin altında yatan nedenler açık seçik görülmekte: geliştirilmiş özellikler, daha yüksek kalite veya güncellenmiş bir tasarım, aslında tüketicilere yepyeni veya bir öncekinden daha zengin bir tecrübe vaat etmekte. Bu da tüketiciler için daha iyi, daha güzel ve daha ilginç bir hayat anlamına geliyor.

2. STATUSPHERE

Uzun zamandan beri yeri geldikçe bütün tüketici trendlerinin altında yatan en önemli faktörün toplumsal statü arayışı olduğunun altını çiziyoruz. Günümüzde ise STATUSPHERE’de yaşanan değişim sonucu, tüketicilerin statü elde etmek için, en büyük, en hızlı veya en parlak nesnelere sahip olmanın ötesinde, ‘yeni’ statü kaynaklarına yöneldiklerini görüyoruz: bir alanın uzmanı olmak, cömertlik, bağlantı içinde olmak ve ekolojik kriterlere uygun olmak gibi.

Aslına bakarsanız, günümüzde tüketicilerin çoğu dikkat çekici tüketimlerinden ziyade uyanık ve becerikli oluşları sayesinde statülerini güçlendirmekte.

Bu arada, tüm bunların tüketime son vermekle hiç bir ilgisinin olmadığını hatırlatalım (ki ‘bilinçli olarak tüketmeme’ kavramı uzun süre tüketicilerin çok büyük bir kısmına tamamen yabancı ve uzak bir kavram olmaya devam edecek). Burada daha ziyade kullanılmayan eşyaları nakit ya da indirim karşılığı elden çıkarmanın, ya da eşyalarınızdan sorumlu bir şekilde kurtulmanın akıllıca bir yöntemi olarak* bilinçli tüketimcilikten söz ediyoruz.

 * Bu arada elbette bir sürü yenilikçi geri dönüşüm programı da türemiş durumda ama bunlar hakkında detaylı bilgi için ECO-CYCOLOGY başlıklı bir sonraki Trend Briefing’imizi beklemeniz gerekiyor!

3. EXCUSUMPTION

Batıda sürmekte olan ekonomik belirsizlik, her geçen gün artan sayıda tüketicinin giderek daha azıyla idare etmek zorunda olduğu anlamına geliyor. Tüketicilerin yeni deneyimlere olan açlığı ise azalmaktan çok uzak. Bu durum onları sahip oldukları eski ya da kullanılmamış eşyaları satarak veya başka eşya ve hizmetlerle takas ederek, akıllıca, yeni ve masum bir alışveriş yöntemi keşfetmeye itmiş durumda. Doymuş pazarlarda tüketicilerin (çoğunun) hayatlarının büyük bir bölümünü hiper-tüketim çılgınlığıyla geçirdikleri düşünülürse, önceki alışverişlerinden evlerinde çok sayıda az kullanılmış eşya bulunduğu ve bu konuda sıkıntı çekmeyecekleri kesin.

Bir de RECOMMERCE trendinin farkında olan, ve tüketimlerini bilinçli olarak bir üst seviyeye taşımakta olan uyanık tüketiciler var (bunların arasında her iki kesimden de insan var: ekonomik durgunluktan etkilenmiş ve etkilenmemiş). İşte bu tüketiciler, daha sonra kolayca ve kârlı bir şekilde elden çıkarabileceklerini bilmenin rahatlığıyla, premium markaları şu anda satın almakta, hatta 'yatırım aracı' olarak görmekteler.


2012 Premium Service

ÖRNEKLER

RE)COMMERCE trendinin üç alametine göz atmanın zamanı geldi: markaların yürüttüğü girişimler, online platformlar ve mobil pazar yerleri.

TRADE IN TO TRADE UP

“ESKİSİNİ GETİR YENİSİNİ GÖTÜR”

Tüketiciler bugün artık sahip oldukları eski ürünlerin ticari bir değer taşıdığının farkına varmış durumdalar. Ancak davranışsal ekonominin kaybetmekten kaçınma ve görece zenginlik (kişinin sahip olduğu mallara sahip olmadığı mallardan daha yüksek değer atfetmesi) gibi kavramlarıyla açıklanabilecek etkiler ve diğer yandan eşyaları satışa çıkarmanın zorluğu tüketicilerin nadir kullandıkları eşyaları bile satmaktan çekinmelerine neden olmakta.

Peki markalar tarafından yürütülen TRADE IN TO TRADE UP girişimleri bu bariyerleri aşmayı nasıl başarıyor? Çünkü bu kampanyalar sayesinde tüketiciler pratik ve hızlı bir biçimde eski eşyalarını değerlendirme imkanı bulurken, ürünün yeni, bir üst versiyonuna da anında sahip olmakta.

Eskisini getir yenisini götür türü kampanyalar, tüketiciler tarafından özellikle ürünlerin sürekli yenilendiği, hazır giyim ve elektronik ev aletleri gibi sektörlerde en son modayı takip etmenin getirdiği ekonomik yükü hafiflettikleri için cazip bulunuyor. Zira, tüketicilerde satın alma arzusu yaratan ürünlerin ardı arkası kesilmezken, ürünlerin hayat süresi git gide kısalıyor ve bu tip kampanyalar ürünlerin tekrar kullanılmasına ya da geri-dönüştürülmelerine yardımcı oluyor.

Günümüzden bir iki örnek: Amerika’da Gazelle ismindeki ikinci el elektronik eşya sitesi, Steve Jobs’un iPad 2’yi anons edişini takip eden bir saat içinde 2,000 adet iPad alımı gerçekleştirdi. Diğer yandan Temmuz 2011’de yürütülen Experian araştırmasının sonucuna göre, henüz ürünü görmemiş olmalarına ragmen, insanların %35’i iPhone 5 satın almayı planlıyor.

 

Neredeyse tüm elektronik markaları eskisini getir yenisini götür kampanyalarını destekliyor ve hatta bu uygulama geleneksel mağazalara da yayılmaya başlamış durumda:

  • Hewlett-Packard Ağustos ve Ekim 2011 tarihleri arasında, kullanılmış printer’larını getiren Brezilyalı tüketicilere yeni printer alırken kullanabilecekleri 200 BRL değerinde indirim sundu.
  • Avustralya’da video oyunları satan EB Games adlı perakende zinciri, Gran Turismo 5 oyunun piyasaya çıkmasının şerefine, mağazalarına getirilen kullanılmış oyuncak arabalara, araba başına 50 sent, toplamda kişi başına 10 AUD’a kadar ödeyeceklerini duyurdu. Toplanan arabalar yerel bir yardım kuruluşuna bağışlandı.

Moda, hazır giyim tüketicileri de TRADE IN TO TRADE UP programlarına ilgi gösteriyor:

  • Fransız markası A.P.C. kısa süre önce, kullanılmış kotlarını mağazaya getiren müşterilerin yeni bir çift kot pantolonu yarı fiyatına alabildiği Butler Worn-Out (Uşak Eskisi) serisini piyasaya sundu. Kullanılmış kot pantolonlara gerekli tadilatlar yapılıp, üzerlerine önceki kullanıcısının isminin baş harfleri dokunduktan sonra tekrar satışa sunuluyordu. 19. Yüzyılda İngiliz aristokratlar yeni giysilerinin esnemesi, daha rahat giyilir hale gelmesi için ilk önce uşaklarına giydirirlermiş, işte serinin ismi de buradan geliyor.
  • İspanyol hazır giyim markası Mango Mayıs 2011 itibariyle Mango for Mango (Mango’yu ver Mango’yu al) adlı programı uygulamaya soktu. Program kapsamında Mango mağaza kartı başvurusu yapan müşteriler, satın aldıkları ürünleri 12 ay içinde geri getirerek yeni ürünlerde %20 indirim fiyat indirimi fırsatından yararlanabiliyorlar.
  • Levi's Singapur eski kot pantolonlarını mağazalarına getiren ve yeni bir kot pantolon satın alan müşterilerine 100 SGD’lık bir fırsat sundu: 50 SGD anında indirim ve ayrıca 50 SGD değerinde indirim kuponu.
  • Mayıs 2011’de hisseleri halka arz edilen Hong Kong’lu ikinci el lüks ürün mağazası, Milan Station’ın hisseleri için 2,000’den fazla ekstra talep oldu (kaynak: WSJ).

Yardım kuruluşları ile yapılan ortaklıklar bir yandan bağışlanan giysilerin doğru yerlere ulaşmasını ve doğru şekilde değerlendirilmesini garanti ederken diğer yandan  EMBEDDED GENEROSITY (KATIŞIK CÖMERTLİK) trendine de örnek teşkil ediyor.

  • İngiliz mağazası Marks and Spencer Eylül 2011’de Oxfam’la ortaklaşa tek günlük bir organizasyon düzenledi. Kampanya kapsamında, M&S markalı giysilerini mağazaya getirerek bağışlayan müşteriler, bağış yaptıkları her bir parça M&S markalı giysi karşılığında, mağazadaki 35 GBP’un üzerindeki alışverişlerinde kullanabilecekleri 5 GBP’luk indirim kuponu kazanıyordu. Organizasyon bittikten sonra, müşteriler Oxfam mağazalarında M&S markalı giysileri bağışlayarak indirim kuponu toplamaya devam ettiler.
  • Mayıs 2011’de on gün boyunca, Amerika ve Kanada’daki GAP mağazalarında Goodwill’e bağışlanmak üzere giysiler biriktirildi. Bağışları arttırmak için, eski giysilerini getiren müşterilere GAP mağazalarından yapacakları alışverişlerde %30 indirim sağlayan kuponlar dağıtıldı. Ayakkabı markası Puma da Haziran-Temmuz 2010 tarihleri arasında Soles4Souls girişimiyle belirli mağazalarında bağış yapan müşterilerin çeşitli hediyeler kazandığı benzer bir kampanya yürüttü.
  • Adidas Ekim 2010’da Filipinler’de Refresh Your Gear (Spor Ekipmanlarını Yenile) adlı bir kampanya düzenledi. Kampanya kapsamında eski spor ayakkabılarını getiren müşteriler yeni bir çift spor ayakkabıyı 1,000 PHP indirimli olarak alabiliyordu. Kampanya süresince toplanan eski ayakkabılar HOPE Worldwide’a bağışlandı.
  • Yine Filipinler’de, önde gelen department store/ mağaza zinciri SM, Ağustos 2011’de düzenlediği Surrender Your Jeans (Kot Pantolonunu Teslim Et) adlı kampanyasıyla, eski kot pantolonunu getiren müşterilere indirim kuponu verdi.
  • Şili’de sırt çantası mağazası Totto, 2011 serisini bir promosyon eşliğinde piyasaya sundu: Eski sırt çantasını getirenler yeni sırt çantasını 4,000 CLP indirimli olarak alabiliyordu. Totto bağışlanan çantaları onardıktan sonra gençlere eğitim desteği veren bir hayır kuruluşuna gönderdi.

Aslında TRADE IN TO TRADE UP programları mali değeri yüksek ve dayanıklı ürünler üreten her tür endüstri için çok uygun:

  • Spor malzemeleri satışı yapan Fransız zincir Decathlon Ekim 2011’de bir hafta sürecek Trocathlon başlıklı bir kampanya düzenleyerek kullanılmış spor malzemelerini müşterilerden geri satın alıp, karşılığında altı ay geçerli indirim kuponları vermeyi planlıyor.
  • Golf malzemeleri üreticisi Callaway düzenlediği Trade in! Trade Up! (Eskisini Getir! Yenisini Götür!) kampanyasıyla kullanılmış golf sopalarını topluyor (başka markalar da dahil).
  • Toys"R"Us Ağustos ve Eylül 2011 tarihlerinde Great Trade-In Event (Eski Bebek Eşyalarını Geri Toplama) organizasyonları düzenledi. Kampanya kapsamında çocuklarının bebeklik dönemine ait eski eşyaları getiren anne-babalar, yeni alışverişlerinde kullanabilecekleri %25 indirim kuponu kazanıyorlardı. Kampanya yeni yürürlüğe giren beşik standartları kapsamında, anne babaların güvenli olmayan eski tip beşiklerini başkalarına vermelerini önlemek amacını da taşıyordu.
  • Motosiklet kaskı üreticisi AGV, Mayıs 2011’de, motosiklet kullanıcılarının eski kasklarını getirdiklerinde yeni kaskı %20 indirimli alabildikleri bir kampanya düzenledi. Kampanyayı güvenlik kavramını vurgulamak için bir fırsat olarak gördüklerini belirten marka yetkilileri, her markadan eski veya hasarlı kaskı kabul ettiklerinin altını çizdi.
  • Amerika’daki Guitar Center kullanılmış müzik enstrümanlarını getirenlere, yeni ürünlerde 500 USD’a kadar %10 indirim fırsatı sunuyor.

Bir de elbette, etrafta bir kaç yıldır görmeye başladığımız, özel RECOMMERCE mağaza konseptleri var:

Aslında artık hemen herşey takas yöntemiyle satın alınabilmekte:

  • San Francisco’daki Mission: Comics & Art Ağustos 2011 tarihinde bir grafik roman kiralama kütüphanesi açtığında RECOMMERCE trendi OWNER-LESS (SAHİP-SİZ) trendi ile buluşmuş oldu. Okuyucular kiraladıkları romanın ücretini ister nakit olarak isterlerse de evdeki eski romanlarını getirip puan kazanarak ödeyebiliyorlardı.

Rio Safari'nin ilüstrasyonu

  • Ocak 2011’den bu yana, Portland’ın Microcosm Publishing kitabevi müşterilerine getirdikleri herhangi bir Kindle’ın satış fiyatı kadar mağaza harcama çeki veriyor.

Ve elbette, bu Trend Briefing’in otomotiv sektöründen en az iki yeni inovatif RECOMMERCE örneği vermeden bitmesine izin veremezdik.

  • İspanya’nın Murcia kentinde Haziran 2011’den önce başvurarak, arabasını teslim eden kent sakinlerine, karşılığında tramvay sisteminde hayat boyu kullanabilecekleri paso veriliyordu.
  • Hyundai Mayıs 2011’de Assurance Trade-In Value Guarantee (İkinci El Fiyat Garantisi) adlı programı uygulamaya koydu, Bu program kapsamında Hyundai, araçlarının bakımını Hyundai servislerinde gerçekleştirmeleri koşuluyla müşterilerine dört yaşa kadar araçlarının ikinci el satış değerini garanti ediyordu.
2012 Premium Service

CASHING IN

“PARAYA ÇEVİRMEK”

Yıllardır geleneksel RECOMMERCE uygulamalarında sadece eBay, Amazon ve Craigslist’in adı geçiyor gibi gözükse de, kişilerarası online pazar yerleri yenilikçi uygulamalar üretmeye ve yeni kitleleri kendine çekmeye devam etmekte:

  • Online moda markası ASOS Kasım 2010’da dünyanın dört bir yanında yaşayan moda takipçilerinin giysilerini satmalarına olanak tanıyan Marketplace isimli internet sitesini kullanıma açtı. Site kullanıcıların kıyafetlerinin ‘sokak stili’ türünde fotoğrafını çekerek paylaşmalarını teşvik ediyor.
  • Instant Luxe adındaki Fransız web sitesi ikinci el lüks tasarım ürünlerinin satışını yapıyor. Ancak, site benzerlerinin aksine alıcı ve satıcıyı direkt olarak buluşturmak yerine, önce satıcıların satmak istedikleri ürünü site yöneticisine göndermesini sağlayarak, ürünlerin orjinalliklerinin teyid ediyor.
  • Vestiaire de Copines benzer bir hizmet sunan diğer bir Fransız site. Kullanıcılar beğendikleri türde giysiler satmakta olan insanları takip edebiliyor ve onlara site aracılığıyla sorular yöneltebiliyor.
  • Amerikalı dış giyim markası Patagonia, Eylül 2011’de Common Threads Initiative’i kapsamında, tüketicilerin kullanılmış ürün alıp satabilecekleri resmi bir pazar yeri oluşturmak üzere eBay’le ortaklık içine girdi.
  • Recrib ve StorkBrokers’ın başarısının da gösterdiği gibi çocuk giysileri ve eşyaları RECOMMERCE için çok uygun malzemeler.
  • IKEA İsveç’te Ağustos 2010’da online ikinci el mobilya satışına başladı. Uygulamanın başarılı olması durumda diğer ülkerlere de taşınması planlanıyor. IKEA ailesinin üyeleri ürünleri bedava olarak listeleme ve satın alma hakkına sahip.
  • Gazelle for Good geri dönüşüm şirketi Gazelle’in kâr amacı taşımayan kurumların kaynak toplama çalışmalarına destek olmak için başlattığı bir girişim. İnsanlardan eski elektronik aletlerini bağışlayarak bu girişime destek olmaları isteniyor.

RECOMMERCE fırsatları fiziksel ürünlerle sınırlı değil: hizmetler de işin içinde. Örnek: günlük fırsat fenomeni. Satın alınan fırsatların %20’sinden fazlasının kullanılmaması nedeniyle (Kaynak: Rice University, Haziran 2011), birtakım uyanık start-up’lar tüketicilerin aldıkları fırsatları başkalarına satabilmelerine aracılık etmeye başladılar bile.

  • Amerika merkezli DealsGoRound kullanıcıların daha önce satın aldıkları Groupon, LivingSocial ve BuyWithMe fırsatlarını alıp satmalarına imkan sağlayan bir site. Mart 2011’de kullanıcıların fırsatları hareket halindeyken de alıp satmasına olanak veren iPhone uygulaması da çıktı.

MOBILE MARKETPLACES

“MOBİL PAZAR YERLERİ”

Online platformlar RECOMMERCE dünyasında kendine her zaman bir yer bulacak gibi gözüküyor, zira pratiklik peşindeki tüketicilerin bu platformların sunduğu hız ve spontanlığı, istediğini anında elde etme imkanını başka bir yerde bulması mümkün değil gibi. Hem mobil cihazlar üzerinden alım satım yapmak tüketicilerin aktif hayat tarzlarına da uyuyor. Ayrıca hiperlokal pazar yerleri, alıcı ve satıcının kolayca buluşmasına imkan sağladığı için, tüketiciler ürünleri postalama zahmetinden de kurtulmuş oluyorlar.

 

  • eBay’in Instant Sale (Anlık Satış) adlı mobil uygulaması kullanıcıların eski mobil cihazlarını şirkete geri satmalarına imkan sağlıyor. Uygulamanın Ağustos 2011’de çıkan iOS versiyonu mobil cihazı otomatik olarak tanıyarak fiyat üretiyor. Site uygulamaya geçtiği Ekim 2010 tarihinden bu yana, toplam 4.3 milyondan fazla teklif üretmiş durumda.  
  • Ağustos 2011’de uygulamaya geçen Amazon Student (Amazon Öğrenci) uygulaması sayesinde öğrenciler ellerindeki kullanılmış kitap, DVD, oyun veya elektronik aletlerin barkodlarını taratarak Amazon’un bu ürünleri alış fiyatını öğrenebiliyorlar. Eğer ürün kabul edilirse, gönderi etiketi üretiliyor ve kullanıcı söz konusu tutar değerinde Amazon hediye kartı kazanıyor.
  • Amerika’da Haziran 2011’den bu yana aktif olan Taap.it adlı mobil uygulama kullanıcılara bulundukları lokasyona uygun reklamlar gösteriyor, belli bir bölgedeki ürün almak veya satmak isteyen kullanıcıları bir araya getiriyor.
  • İkinci el bilet pazarı StubHub, Ağustos 2011 itibariyle mobil uygulamasına mobil bilet fonksiyonu ekledi. Bu fonksiyon sayesinde kullanıcılar organizasyonun bulunduğu mekanda, printer’a ihtiyaç duymadan ellerindeki bileti satma veya yeni bilet satın alma olanağına sahip oluyor.
  • İsviçre’deki Boom Mobile’ın ikinci el lüks saat alım satım sitesi WatchMarket, Temmuz 2011 itibariyle faaliyete geçti.

ÇIKARIMLAR & FIRSATLAR


Patekwatch.blogspot.com’dan alınmıştır

RECOMMERCE işinizi tamamen dönüştürecek ‘yeni’ bir mega trend mi? Hayır. Yine de okuyucularımızın bu Trend Briefing’de yer alan içgörüleri işlerine yarın itibariyle nasıl uygulayabilecekleri konusunda fikirlerle dolu olduğuna eminiz (özellikle de yaklaşan yılbaşı dönemi öncesinde). İnsanların eskiden satın almış oldukları ürünleri değerlendirmelerine yardımcı olmak onlarda sadece minnettarlık hissi uyandırmakla kalmıyor (RECOMMERCE trendinin taşıdığı pozitif hissetme faktörü, aynı zamanda tüketicilerin daha 'insancıl' markalar talebiyle de örtüşüyor), ve elbette satış ve kâr anlamına geliyor. Bu sonuncuların şu sıralar herkesin kulağına müzik gibi geldiğine eminiz.

Ürünlerin uzun vadedeki değerini vurgulamak tüketicilerin daha yüksek fiyatları sineye çekmesine yardımcı olacağı için, RECOMMERCE fiyat savaşlarından ve taban fiyatlardan kaçmak isteyen markalar için de fırsatlar sunuyor. Yukarıdaki 1949(!) yılına ait Patek Philippe reklamına bakarsanız, lüks tüketim markalarının çoktan keşfettikleri bir konu bu.

Gerçek girişimciler elbette çoktan kendi RECOMMERCE hizmetlerini kurarak (değer belirlemeden, nakite çevirme ve platform hizmetlerine kadar), zaten hızla büyümekte olan RECOMMERCE eko –sistemini daha da genişletiyor olacaklar.

Bundan sonra ne mi var? Bir sonraki ücretsiz Trend Briefing’imiz gelen kutunuza Kasım ayında düşecek, üye olduğunuzdan emin olun. O zamana kadar, bol şans!