Haziran/Temmuz 2011 | Her yıl bu zamanlarda size, alıştığınız Trend Briefing’lerden biraz daha hafif ve keyifli, nerdeyse bütünüyle dünyanın dört bir yanında her geçen gün bir yenisi beliriveren, heyecan verici inovasyonlara odaklanan bir Trend Briefing sunuyoruz. INNOVATION EXTRAVANGANZA (INOVASYON ÇILGINLIĞI)’na hoş geldiniz ;-)

INNOVATION EXTRAVAGANZA

Düzinelerce inovasyon ve onları tetikleyen (mini) tüketici trendleri.

Inovasyon, günümüzün hiç olmadığı kadar global ve rekabete dayalı iş ortamında hayatta kalmanın tek yolu. Inovasyon derken, tüketicilerinizin, sizin ürünlerinizi, hizmetlerinizi ve deneyimlerinizi satın almak üzere harcama yapmalarını sağlayacak olan her şeyi kastediyoruz.

Seth Godin’den Harvard Business Review’a kadar herkes, size birinci sınıf, ilham verici  inovasyon içgörüleri ve inovasyon zihniyeti, inovasyon süreci, bir yaşam biçimi olarak inovasyon  konulu teoriler sağladığına göre, biz de bu tartışmalara B2C’den gerçek inovasyon örnekleri sağlayarak katkıda bulunmak istedik. Bu konuda düzinelerce örnek var:

INNOVATION EXTRAVAGANZA | Tüketicilerin istek ve ihtiyaçlarını şaşırtıcı, yeni yöntemlerle karşılayan akıllıca girişimler, markalar, ürünler ve hizmetlerin ardı arkası kesilecek gibi değil. Dünyanın tamamı kreatif bir yıkım faaliyetiyle meşgul ve bizler INNOVATION EXTRAVAGANZA ile karşı karşıyayız. Yani evet, bu Trend Briefing için toparladığımız düzinelerce inovasyon, buzdağının yalnızca görünen ucu. Keşfet, geliştir, kopyala… ya da yok ol.

INNOVATION EXTRAVAGANZA ve tüketici trendleri arasındaki bağlantı ne mi? Yeni ortaya çıkan tüketici trendleri ve değişen tüketici davranışlarına ne kadar odaklanırsak odaklanalım, trendlerin bir tek şeye yaradığını söylemekten yorulmayacağız: müşterileriniz için (hatta onlarla beraber) inovasyon yapmak, yeni ürün, hizmet ve deneyimler yaratmak. Trend ve içgörüleri nasıl trendlere dönüşterebileceğiniz konusunda ipuçları için Tips (İpuçları) bölümünün ‘Apply’ (Uygula) kısmını yeniden okuyun lütfen.

Inovasyon: laboratuvar kaynaklı, ciddi ya da pahalı olmak zorunda değil

Inovasyon üzerine üç düşünce daha:

  • Inovasyon her zaman beyaz laboratuvar önlüğü giymiş birtakım insanların ARGE laboratuvarlarında deneyler yapmasını çağrıştırmak zorunda değil. Deneyim Ekonomisinde, pazarlama inovasyonu da eşit derecede önem taşıyor, hatta çoğu zaman teknik alandaki inovasyonları gölgede bırakıyor.
  • Ayrıca, tüketicilerin nasıl uçarı ve ciddiyetsiz istekleri olabiliyorsa, yeni ürün ve servisler de böyle olabilir. Gerçekten de, yapılan tüm inovasyonların her zaman ciddi olması gerekmiyor.
  • Üçüncü olarak, yeni bir şey yapmak dünyanın parasına mal olmak zorunda değil. Bu bültende söz edeceğimiz inovasyonların çoğu yüksek bütçeleri sayesinde değil, uyanık ve yaratıcı olmaları sayesinde başarılı olmuş.

Peki, bu kadar vaaz yeter, artık pratiğe geçelim: Bültenin geri kalanında, aşağıdaki (mini) trendler (ör: EMBEDDED STORIES,  BIDCONOMY, CASH-LESS) etrafında düzenlenmiş 30’dan fazla inovasyon örneğini inceleyebilirsiniz:

  1. HAPPINESS
  2. CASH-LESS
  3. EMBEDDED STORIES
  4. LIFE: SUBSCRIBED
  5. NOW-OR-NEVER COMMERCE
  6. EXTREME CHARITY
  7. POP-UP 4.0
  1. PROFESSIONALL
  2. REPYOUTATION
  3. CHOICE CUTS
  4. GIFTING GALORE
  5. REAL-WORLD LIKING
  6. BIDCONOMY
  7. HYPER-PERSONALIZATION

1. HAPPINESS

"MUTLULUK"

Mobil uygulamalar giderek tüketicilerin sadece fiziksel sağlıklarıyla değil (WELLTHY trendini hatırlayın), ruh sağlıklarıyla da daha çok ilgileniyor. Aşağıdaki ‘mutluluk’ uygulamalarına bir bakın:

  • The Happy Apps  Mart 2011 itibariyle tüketicilerin kullanımına sunduğu keyif-arttırıcı  iPhone ve iPad uygulamalarıyla, stres yaratan faktörlerin etkisinin üstesinden gelmeyi amaçlıyor. 6 adet uygulama toplam 1.99 USD, ucuza ruhsal iyileşme ;-)
  • Moodagent kullanıcının müzik koleksiyonunu otomatik olarak analiz edip, profilini çıkardıktan sonra, şarkıları duyulara hitap etme, yumuşaklık, eğlence, saldırganlık ve tempo özelliklerine göre ayırt ederek, favori şarkılarından, o an içinde bulundukları ruh haline uygun düşecek şarkı listeleri oluşturuyor.
  • Napuru’nun Mood Boost Brain Massage uygulaması günde 24 saat zihni düzenleyici ve sakinleştirici müzik yayınlıyor.

2. CASH-LESS

"NAKİT-SİZ"

Uzun zamandır tahmin edilen nakit parasız ekonomi hem gelişmiş hem de gelişmekte olan pazarlarda yavaş yavaş gerçek olmaya başladı. Gelişmiş ekonomilerde, tüketicilerin rahatlık ve pratiklik talebi, ilerleyen teknoloji sayesinde, nakit parasız alışveriş yapma alanındaki inovasyonları tetikliyor. İşte size, dışarıda sayısı her geçen gün artmakta olan örneklerden sadece birkaçı:

  • Denmark Post  Mart 2011’de kısa mesaj yoluyla satın alınabilen dijital pul uygulamasını başlattı. Kullanıcılar gönderi zarflarının üzerine geleneksel kağıt pul yerine, kendilerene SMS ile gelen kodu yazıyorlar.
  • Ocak 2011’de Starbucks Amerika’da Mobil Kartla ödeme programını uygulamaya koydu. Programın işleyişi şu şekilde: Müşteriler önce Starbucks Card Mobile app, uygulamasını satın alıyorlar. Mağazadaki alışverişlerini ise, bu uygulamanın ürettiği, kişiye özel, iki boyutlu barkodu kasada okutarak gerçekleştiriyorlar.
  • Bu yıl McDonald's Avrupa’daki 7,000 mağazasını dokunmatik ekranlar ve kartmatiklerle donatmak suretiyle kasiyer uygulamasını kaldırarak alışveriş süresini kısaltmayı hedefliyor. Burger King de, benzer bir amaçla, belirli sayıdaki restoranında Visa payWave sisteminin deneme uygulamasını yapmakta.
  • Londra 2012 Olimpiyat Oyunlarına kısa bir süre kala, Samsung (Lloyds TSB bank ve Visa işbirliğiyle) şehrin farklı bölgelerindeki 60.000 noktada nakit parasız ödeme kolaylığı sağlayan akıllı telefon satışına başlamaya hazırlanıyor.

Bununla birlikte, cep telefonu penetrasyonun yüksek, ancak banka altyapı sistemlerinin zayıf olduğu, gelişmekte olan ülkeler de CASH-LESS inovasyonun sayısız örneğini veriyorlar (FUNCTIONALL Trend Briefing ’imizi yeniden okumanızı tavsiye ediyoruz). Kenya’da Safaricom’s M-PESA ve Filipinler’de Globe Telecom’s GCASH bu trendin öncüleri arasında, ama alttaki örneklere de göz atmakta fayda var:

  • Telesom, neredeyse hiç ATM olmayan Somali’de, 2009’da başlattığı ZAAD Service aracılığıyla, cep telefonu bankacılık hizmetleri vermeye başladı. Ekim 2010 itibariyle, hizmetlerine cep telefonu üzerinden havale gönderme ve alma teknolojisini de ekledi.
  • CASH-LESS uygulamalarının mümkün olmadığı durumlarda ise, müşterinin eline bildiğimiz sıcak nakit parayı ulaştırmanın yepyeni yollarının önerildiğini görüyoruz: Mart 2011’de, Güney Afrika’lı First National Bank müşterilerinin cep telefonları aracılığıyla para çekebilecekleri  cep telefonu hizmetini başlattı. Bankanın SMS ile, ATM’de para çekmek için şifre yerine geçen geçici bir PIN kodu göndermesine dayalı bir sistem söz konusu.  Müşteriler bu şifreyi 30 dakika içinde kullanmak zorunda.

3. EMBEDDED STORIES

"GÖMÜLÜ HIKAYELER"

Tüketiciyle ürün arasındaki duygusal bağı güçlendirmek için hikayeleri kullanmanın arkasındaki düşünce pek o kadar da yeni değil. Aslında, pek çok tüketici kendi STATUS STORIES (STATÜ HIKAYELERİ)’ni anlatabilmek için, gittikçe artan oranda, ürünlerin (STILL) MADE HERE ((HALA) BURADA YAPILIYOR) hikayelerini de, geleneksel marka mesajları gibi benimsemekte.

Teknoloji, online ve offline dünyaları birleştirerek, tüketicilerin hiç bir zaman olmadığı kadar zengin ve detaylı yeni hikayelere ulaşmasını kolaylaştırıyor.

  • RememberMe  TOTeM (Tales of Things and Electronic Memory ) ve Oxfam’ın ortaklaşa yürüttükleri bir proje. Proje, eşya bağışında bulunan kişilerin, RFID etiketleme teknolojisi sayesinde bağışladıkları eşyalara hikayeler yüklemesine olanak tanıyarak, kişilerin kişisel tarihini bağışlanan eşyalara taşıyan bir proje.
  • Mart 2011’de, ABD merkezli ReMakes, geri-kazanılmış billboard ve film posterlerinden yapılmış çevre dostu, benzersiz bir amerikan servis serisi çıkarttı. Servis setlerinin üzerindeki QR kodunu akıllı bir telefon ile taradığınızda, ReMakes ile bilgilerin yer aldığı bir internet sitesine bağlanıyorsunuz.
  • Mart 2011’de kurulan İspanya merkezli giyim ve hayat tarzı şirketi N-spired Story müşterilerini kendilerine fotoğraf, video, haber ve hikayeler göndermeye davet ediyor; zira her ay seçilen bir hikaye, sınırlı üretim bir t-shirt’ün üzerine basılıyor. Kullanıcılar telefonlarıyla t-shirt’ün üzerindeki tasarıma odaklanarak internet üzerinden online içeriğe ulaşabiliyorlar.
  • IOU project üretimde el-dokuması Hint kumaşları kullanan bir giysi serisi. Müşteriler satın aldıkları her bir giysiyi, taşıdığı QR kodu sayesinde, Hindistan’da o kumaşı dokuyan kişiye kadar izleme şansına sahip.

4. LIFE: SUBSCRIBED

"HAYATA ABONE"

Tüketicilerin hayatlarının daha yoğun hale gelmesi, onlar için birbiriyle uyumlu ürün ve hizmetleri tek tek seçip düzenlemek ve sonra da abonelikler yoluyla satış yapmak için devasa fırsatlar anlamına geliyor. Şunlara bir bakın:

  • İngiltere merkezli Jangeus Design dünyadaki ürünler arasında en gösterişsiz ancak en kullanışlısı olan çevre dostu mutfak bezleri için yıllık abonelik imkanı tanıyor.
  • Hoseanna ABD’de aylık olarak (kaçmaz) bir çift külotlu çorabı müşterilerinin kapısına kadar götürüyor.
  • Men are Useless  Birleşik Krallık’da, aylık olarak, müşterilerinin adreslerine traş ürünleri postalıyor. Yeni piyasaya çıkan GlossyBox sayesinde ise, güzellik düşkünü kadınlar lüks ürünlerin mini versiyonlarını deneme fırsatı kazanıyor.
  • ABD’de Tota Press el yapımı kart postal aboneliği sunuyor.
  • Canadian Papirmasse sanatseverlere aylık sanat baskısı abonelik hizmeti verirken, ABD merkezli Alula ise müşterilerine her yıl dört sınırlı üretim sanatsal kumaş için abonelik fırsati sunuyor.
  • Ocak 2011’de kurulan Not Another Bill  müşterilerine her ay yeni bir sürpriz hediye gönderiyor.

5. NOW-OR-NEVER COMMERCE

"TİCARET ŞIMDİ-VEYA-ASLA"

Tüketiciler heyecan hissi duymaktan ve kendilerini ayrıcalıklı hissetmekten hoşlanırlar (Bknz. PLANNED SPONTANEITY (PLANLI SPONTAN)). Groupon ve LivingSocial gibi flaş grup indirim sitelerinin çıkışı ve pop-up dükkanlarının populer olmaya devam etmesi, bize tüketicilerin hızlı ve spontane olarak bir şeyler satın almayı hala sevdiğini gösteriyor, özellikle de bir indirim söz konusuysa:

  • İsveçli perakendeci Papercut, Speedsale belirli kitap, DVD gibi ürünlerde sadece dört saniyeliğine indirim yapıyor. İnternette ürünü dört saniye görme şansınız var, dört saniye dolduğunda indirim tamamen kalkıyor. Sonsuza kadar.
  • Moda devi Burberry Bahar/Yaz 2011 koleksiyonunu sergilemek için Burberry Retail Theater (Burberry Perakende Satış Sahnesi)’ni organize etti. Organizasyona podyumdan direkt olarak ürün seçip satın almak üzere 15 ülkeden müşteriler davet edildi.
  • Benzer şekilde, Moda Operandi üyelerine tasarımcının defilesini takip eden 48 saat içinde giysileri satın alma olanağı tanıyor. Üyelere, satın aldıkları giysiler dört ay içinde ulaştırılıyor, bu tarih giysilerin başlıca mağazalara ulaşmasından iki ay öncesine denk geliyor. Sadece davet edilenlerin üye olabilmesi, ayrıcalığı daha da özel kılıyor.
  • Groupon Chicago’da Groupon Now  adında bir pilot programa başladı. Bu yeni uygulama ile müşteriler civardaki iş yerlerinin verdiği indirimlerden gerçek zamanlı olarak haberdar ediliyor. Ancak, her indirim sadece birkaç saat için geçerli, yani müşterilerin indirimden yararlanmak için çok hızlı davranması gerekiyor.

6. EXTREME CHARITY

"HAYIRSEVERLİĞİN SON NOKTASI"

Cömertlik konulu inovasyonlardan birçok örnek verdik: RANDOM ACTS OF KINDNESS  (RASTGELE İNCELİKLER) trendinden EMERGING GENEROSITY (GELİŞMEKTE OLAN CÖMERTLİK) trendlerine kadar.  Evet, çünkü bu trend hala fırsatlar sunmaya devam ediyor ;-)

Ancak bir örnek var ki, ‘Hayırseverlik ve ATTENTION ECONOMY (İLGİ EKONOMİSİ) Buluşması’ nı cidden bir sonraki seviyeye taşıyor ;-)

  • DONA Güney Kore sokaklarında bağış toplamak üzere tasarlanmış, çocuk görünümünde bir robot. Bağış topladığı kabın içine her para konuluşunda teşekkür jestleri yapmaya programlanmış.

7. POP-UP 4.0

2004 yılında POP-UP STORES (POP-UP DÜKKANLAR)  lafını uydurduğumuzdan beri (evet, o biziz!), bu geçici kavram, birçok pazarlama ve marka yönetimi stratejisinin kalıcı unsurlarından biri haline geldi. Bu derece kısa ömürlü bir fenomenin sürekli inovasyona ihtiyacı vardır. Bu nedenle bugün gördüğümüz pop-up’lar öncekilerden daha büyük, daha iyi ve daha uç noktada:

  • Mayıs 2011’de Tommy Hilfiger bir East Coast plaj evini çağrıştıracak şekilde tasarlanmış geçici bir yapı olan Prep World Pop-Up  ’ını tanıttı. Ev dünyanın birçok şehrini gezecek, ve oralardaki stiline düşkün müşterilere yönelik Prep World-temalı organizasyonlar düzenleyecek.
  • Coca Cola Give It Back  kampanyası kapsamında Tel Aviv’de kurduğu bir pop-up mağazada (Nisan 2011’de) geri dönüştürülmüş ve yeniden değerlendirilmiş Coca Cola şişe ve kutularından elde edilmiş ürünleri satışa sundu.
  • Cenevre havaalanında yoğun kış döneminde ana terminalde oluşan izdihamı hafifletmek düşüncesiyle bir  geçici pop-up terminal kuruldu. Özel check-in alanına sahip, beyaz, tamamen su geçirmez büyük bir çadır olan ek terminal havaalanının tam karşısına kuruldu.
  • Mart 2011’de, İsveçli küçük aletler üreticisi Electrolux Italyan Park Associati mimarları ile işbirliği yaparak, aliminyum kaplamadan yapılmış, 18 kişinin yemek yiyebileceği büyüklükte teraslı taşınabilir bir restoran olan The Cube  ’ü yarattı. The Cube, Avrupa’nın birçok şehrinde, her biri şehrin eşsiz bir panoramik manzarasını sunan, özel olarak seçilmiş lokasyonlarda müşterilere hizmet verdi.
  • Kilo Fashion  Milano’da kiloyla tasarım giysi ve aksesuar satan bir pop-up dükkanın adı. Moda markası Lilla’nın parlak fikrinin eseri olan Kilo Fashion Mart sonundan Temmuz 2011’e kadar açık kalacak.
  • Boxpark Londra’nın Shoreditch bölgesinde bu Ağustos ayında kurulması planlanan bir pop-up alışveriş merkezi. 40 yıldan uzun süredir kullanılmayan bir demiryolu tesisi olan Bishopsgate Goods Yard üzerinde kurulacak olan iki katlı yapı, 50 tane küçük mağazaya ev sahipliği yapacak. Daha ziyade küçük ve bağımsız markalara öncelik verecek olan Boxpark’ta yer alacak olan markalar dikkatle seçilmiş ve dükkan açmaları için davet edilmiş.

8. PROFESSIONALL

Orta karar kalitede veya ev yapımı ürün ve hizmetlerle yetinmek ((STILL) MADE HERE özelliğine sahip değilseler tabi ;-)  günümüzün beklenti sahibi tüketicileri için kabul edilebilir bir şey değil. Günümüzde uygun bütçeli, ulaşılabilir ürün & araçlar sıradan insanların profesyonel kalitede içerik ve ürünlere ulaşmasını olanaklı kılmakta. İşte gözümüze çarpan birkaç yeni örnek:

  • Yeni Zelanda merkezli WilliamsWarn 2011’de dünyanın ilk evde bira yapma makinasını üretti. Kolay kullanımlı bu makina sayesinde, acemi kullanıcılar bile en sevdikleri bira çeşitlerini hazırlayabilir, zira makina bira üretiminin sürecinin en önemli kısımlarını otomatik olarak kendisi hallediyor.
  • California merkezli TechShop şirketi, üyelerinin (pahalı) tasarım hayallerini gerçeğe dönüştürme fırsatı bulduğu bir dizi araç-gereçli workshop düzenliyor.
  • Collabracam kullanıcıların profesyonel bir yönetmen gibi çekim yapmasına imkan sağlıyor. Dört adet iPhone, iPod Touch veya iPad’i birbirine bağlamak suretiyle, yönetmenin tüm kameraların çekim akışını görmesine, shot’lar alabilmesine ve istediği an bir çekimden diğerine geçebilmesine izin veriyor. 
2012 Premium Service

9. REPYOUTATION

Tüketicilerin hayatlarının her geçen gün daha büyük bir bölümünü internette geçirmeye devam etmeleri karşısında, daha önce, online kimliğin inşa edilen, kendisinden fayda sağlanılan (PROFILE MYNING) ve hatta böbürlenme konusu olabilen bir şey olması konularını detaylı olarak incelemiştik (ONLINE STATUS SYMBOLS (ONLINE STATÜ SEMBOLLERİ)). Şu durumda, insanların online (ve dolayısıyla offline - gerçek hayattaki) itibarlarını* yok etmeye, korumaya veya eski haline getirmeye yönelik ürün ve hizmetlere olan talebin artmasına da şaşmamak gerekiyor.

* Ve evet, mahremiyeti korumaya yönelik benzer başka hizmetlere de çok büyük talep var, ancak şimdilik bu noktayı detaylı incelemeyi tamamen bu konuya odaklanacağımız özel Trend Briefing'e bırakıyoruz.

  • ABD merkezli reputation.com  ve Reputation Armor  online itibar yönetimi konusunda danışmanlık veren iki şirket. Müşterilerine datalarını yönetmek ve yanıltıcı ya da yanlış bilgileri bloke edip olumlu içeriği arttırmak suretiyle, itibarlarını savunmak konusunda yardımcı oluyorlar.
  • Metal Rabbit Media hali vakti yerinde müşterilerine “ürün ve hizmetleri hakkında konuşulmasını sağlama, bunlara olan talebi arttırma ve itibarı koruma” hizmetleri sunuyor.
  • Socioclean ve Reppler kullanıcıların online sosyal profillerini denetlemek ve riskli ya da uygunsuz materyallerden arındırmak için kullanabilecekleri ücretsiz servisler.

10. CHOICE CUTS

"SEÇENEK KESİNTİSİ"

Ortada dönen haber ve bilginin miktarı ve tüketicilerin bu bilginin en harika parçalarını silip süpürme isteği dur durak bilmiyor (Bknz.  INFOLUST). Böylesi bir oramda, ticari bilgileri sunmak, düzenlemek, sergilemek, soymak, filtrelemek, gruplamak ve tek tek seçilmiş parçaları belli bir amaca yönelik olarak bir araya getirerek sergilemek suretiyle bilgiyi kolay hazmedilebilir ve yararlı hale getirmeye yarayan her şey sonsuza kadar iyi iş yapacaktır. Bu tür düzenlemelerin uç noktası sayılabilecek şu örneklere bir göz atın:

  • Hotel Haiku  dünyanın çeşitli yerlerindeki otelleri ultra-basit bir yöntemle listeleyen bir seyahat sitesi. Bir otelle ilgili bilgi tek bir resimden, kısa bir tanımdan ve bir linkten oluşuyor. Hepsi bu kadar.
  • Birleşmiş krallık merkezli Just Buy This One  sitesi, herhangi bir ürün hakkında yapılan tüm değerlendirmelerin toplamından tek bir skor belirleyerek, tek bir tavsiye sunuyor. Bu hizmeti, fotoğraf makinalarından elektrikli su ısıtıcılarına kadar, dokuz kategoride vermekte.
  • Bütün ilgisini müzik ve modaya yönelten 1band1brand  internet sitesi, her hafta yeni çıkan bir müzik topluluğu ve geleceği parlak bir moda markasını ön plana çıkarıyor, ve üyelerine özel fırsatlar sunuyor.
  • Art Sumo gelişmekte olan ülkelerdeki, değeri henüz yeteri kadar anlaşılamamış sanatçıları tanıtmak üzere kurulmuş, sadece üyelerin girebildiği bir site. Her gün bir adet tanınmamış resmi oldukça indirimli bir fiyata satışa sunuyor.

11. GIFTING GALORE

"HEDİYE BOLLUĞU"

Pazarlama uygulamalarında insani dokunuşu hissettirmek, her zaman markaların satışlarını yükselten, tüketicilerinin bağlılık ve sadakatini arttıran bir faktör olmuştur ve olmaya da devam edecektir. GENERATION G (G GENERASYONU)’nun alt trendlerinden biri olan 'GIFTING GALORE' markaların insanların birbirlerine hediye vermelerini kolaylaştırmak için geliştirdikleri yaratıcı yöntemleri kapsıyor.

  • PepsiCo kısa süre önce tüketicilerin arkadaşlarına içecek ısmarlamasına olanak tanıyan ‘Social Vending Machine’  ’nı kullanıma açtı. İçeceği ısmarladığınız kişi, uygulamaya üye makinalardan içeceğini bir SMS kodu girerek alabiliyor.
  • Alman firması frinXX kullanıcılarına, arkadaşlarına herhangi bir barda içki ısmarlama olanağı tanıyor. Satın alma işlemi sonlandıktan sonra, üretilen kod, kişisel bir mesajla beraber içki ısmarlanan kişinin cep telefonuna gönderiliyor.
  • Giftee kullanıcılarının, Twitter üzerinden arkadaşlarına ve hayır kurumlarına küçük “teşekkür” hediyeleri göndermelerine izin veren Japonya merkezli bir online servis.

12. REAL-WORLD LIKING

"GERÇEK HAYATTA BEĞENMEK"

Tüketicilerin hayatlarında olup biteni sosyal medya üzerinden yayınlamak arzusu bitmek tükenmek bilmezken (Bknz. SOCIAL-LITES), Foursquare ve Gowalla ya da Facebook’un Like butonu, insanların arkadaşlarına nerede olduklarını, ne yaptıklarını ve neden hoşlandıklarını anlatmasını kolaylaştırıyor. Peki, offline, yani fiziksel dünyadaki tecrübelerle, online, yani interneti süper kolay bir yöntemle birleştirmeye ne dersiniz? Şu örneklere bir göz gezdirin:

  • Nisan 2011’de araba üreticisi Renault AutoRAI Amsterdam Motorshow fuarında katılımcılara üzerinden Facebook hesaplarına bağlanabilecekleri RFID-özellikli kartlar dağıttı. Kullanıcılar, kartı kart okuyucusundan geçirerek, fiziksel olarak bir arabayı ‘like’ ettiklerinde, bu ‘like’ otomatik olarak Facebook profillerinde yayınlanıyordu.
  • Geçtiğimiz Ağustos ayında, seçtiği bir grup İsrailli genci, aktivite temelli bir yaz kampı olan Coca-Cola Köyüne davet etti (YouTube videosunu izlemek için tıklayın). Gençlere girişte RFID-uyumlu bilek bantları verildi, her bir aktiviteye başlamadan önce bu bantları okutuyorlar (yüzmeden, masaja kadar), ve bu sayede Facebook statüleri otomatik olarak güncelleniyordu. Yine bilek bantlarını kullanarak çektikleri fotoğrafları otomatik olarak Facebook’ta tag edebiliyorlardı.
  • Mart 2011’de Brüksel’deki PIAS Nites müzik festivalinde  dinleyicilere Facebook account’larına bağlanabilecekleri kartlar dağıtıldı. Tanıştıkları yeni insanlarla kart okuyucusuna kartlarını birlikte okutarak Facebook’ta arkadaş olabiliyor, veya özel bir kabinde çektirdikleri fotoğrafı Facebook profillerine anında ekleyebiliyorlardı.

13. BIDCONOMY

Geleneksel alıcı/satıcı ilişkisinin tepe-taklak olduğu ve artık satıcıların tüketicilerin işleri için teklif verdiği, maksat temelli, internet siteleri gün geçtikçe çoğalıyor. Aşağıdaki taze ‘BIDCONOMY’ girişim örneklerine bir göz atın:

  • Kanadalı Zipzoom herhangi bir ürün veya hizmet satın almak isteyen alıcılara siteden duyuru yapma şansı tanıyor. İlgilenen satıcı ve hizmet sağlayıcılar, ihtiyaç sahiplerine hizmet vermek için teklifde bulunuyorlar. Kişiye özel olarak hazırlanan teklifler, aralarından en iyisini seçebileceği şekilde, doğrudan kişinin kendisine gönderiliyor.
  • Mart 2011’de deneme sürümü olarak kullanıma açılan HolidayCrowd  sitesi, yolculuğa çıkmayı düşünenlerden, çıkmak istedikleri yolculuğun yer ve bütçe gibi detaylarını bir liste halinde sıralamalarını istiyor. Üye seyahat acenteleri site üzerinden talebi değerlendirerek müşteriye aternatif seyahat planı teklifleri sunuyorlar.
  • Zaarly Mayıs 2011’de yeni kurulan bir şirket, Craigslist modelinin kafasını ters yerleştirerek Ashton Kutcher’ın dikkatini çekmeyi başardı. Sitenin özelliklerini kullanarak, kullanıcılar bulundukları yeri, ne tür bir hizmet aradıklarını, bu iş için ne kadar bütçe ayırdıklarını ve hizmete ne zaman ihtiyaç duyduklarını anons ediyorlar. Talepler, ilgili bölgedeki kişilere, hizmet sağlayıcılarına ve şirketlere ulaştırılıyor. Sonrasında Zaarly hizmet talebinde bulunan kullanıcıyı ilgilenen tedarikçilerle telefon üzerinden biraraya getirip, birbirlerine telefon numaralarını vermek zorunda olmadan, lojistik işlemleri tartışmalarına ve alışveriş işlemlerini tamamlamalarına olanak sağlıyor.

14. HYPER-PERSONALIZATION

"HİPER KİŞİSELLEŞTİRME"


Sizce bir markanın ürün ve hizmetlerini tüketicilerin istek ve ihtiyaçları doğrultusunda özelleştirilebilir hale getirmesinin üst sınırı var mıdır? Müşterilere sadece renk veya desen seçme şansı tanımayı unutun; önümüzdeki yıllarda oyunun adı hiper-kişiselleştirme olacak. Aşağıdaki örneklerden bu konuda bir şeyler öğrenmek mümkün::

  • Fransız cilt bakım şirketi Codage, müşterilerinin çeşitli ürünlerin içerik maddelerini ve kullanım konsantrasyonlarını belirlemesine izin veriyor. Tüketiciler, önce, online teşhis sürecini takip ederek, kişisel ihtiyaçlarını belirliyorlar. Ardından Codage onlara uygun besleyici takviyeler ve yüz ve göz bölgeleri için serum önerilerinde bulunuyor.
  • Hollanda Merkezli Kunst Buzz yazdıkları tweet’leri kullanarak kullanıcıların resimlerini oluşturuyor. Tuvale bastırılan posterlerin üç farklı boyutu var ve fiyatları 125 EUR’dan 225 EUR’ya kadar değişiyor.

Fırsatlar

Hakikaten Schumpeter’in yaratıcı yıkımıyla karşı karşıyayız!

Kafanıza son bir kez daha kazımak adına: işinizin temel noktalarını sürekli iyileştirmenin yanı sıra, tüketici trendlerini öngörerek sürekli olarak inovasyon yapmalısınız. Bu Trend Briefing’i size guru’ların gösterdiği yolda ilerleyen markaların icraatlarından örnekler vermeye çalıştı.

İşin hem korkutucu hem de şenlikli olan yanı ne biliyor musunuz? Nerede yaşıyor olursanız olun, yaptığınız iş ne olursa olsun, Avustralya’da, Hollanda’da, ABD’de, Arjantin’de Turkiye’de, Singapur’da veya Güney Amerika’da ortaya çıkan inovasyonlardan haberdar olmamak için artık hiç bir bahaneniz olamaz... Hepsi hemen şuracıkta, trend’lere ve yeni iş fikirlerine odaklanmış sayısız kaynak tarafından 24/7 rapor edilmekte.

O halde, hemen şimdi çalışmaya başlayın. Bol şanslar! Ve siz de bu 'çılgınlık' taki yerinizi aldığınız zaman, bizi yepyeni ürün ve hizmetlerinizden haberdar etmeyi unutmayın.